Çin Yeni Yılı ve Şansın, Sevginin Sembolü Kırmızı

•February 19, 2015 • Leave a Comment

designmixer_20

Daha çok Sevgililer günü ile anılan Şubat ayını bu sene Çin Yeni Yılı ile anmayı tercih ediyorum. Çünkü, şahsen sevgililer gününün ticari amaçlar ile tüketildiği, en büyük sevginin ise sadece barış ve iyi niyet üzerinden filizlenip, büyüyebileceğini düşünmekteyim. Şans, mutluluk, dinamizm, canlılık ve sevgiye çağrışım yapan en uzun dalga boylu renk olan kırmızıyı ise kültürler ve inançlar arasında bir sevgi bağı oluşturması için bu ayki sayfalarıma Çin Yeni yılının sembolik rengi olarak dahil ediyorum.

designmixer_202

Güzel dileklerimizle karşıladığımız yeni yılımızın enerjisi daha henüz yüksekken, Çinliler için yeni yıl bu sene 19 Şubat’ da kutlanıyor. Dünyanın yaklaşık %20 lik nüfus yoğunluğuna sahip bu büyük toplum kendi öz kültürlerine ve inançlarına bağımlılıkları ile astrolojik takvimlerine göre 2015’ i Keçi yılı olarak adlandırarak yeni yılı tüm hızı ile karşılama hazırlıklarına çoktan başladılar başladı bile. Hemen dünyanın her bölgesine dağılmış  Çin nüfusu çeşitli şehirlerin sokaklarında, iç mekanlarında sergiledikleri tılsımlı dekorasyonları ile yeni yıllarını tüm dünya ile paylaşıyorlar. İyi şans ve güzel dileklerin simgeler, objeler  ve en önemlisi renkler ile sembollendiği kutlama çılgınlığı 19 Şubat ve onu takip edecek 1 hafta boyunca bahar festivalini süsleyecek çiçekler, dragonlar, desenler, fenerler, yazılar ve müzikler eşliğinde  devam ediyor. Bu dönemde adeta parlak, enerjisi en yüksek olan çok sevilen , pek değerli kırmızıya bulanıyor Çinli nüfusun hakim olduğu tüm coğrafyalar. Bu kültür ile %100 bağdaşan şansın, bereketin ve bolluğun sembolü olan kırmızı renk  işte bu yüzden Çin Yeni yılı Festival kutlamalarında baş tacı ediliyor.

designmixer_203

Kapıların yanlarına iyi dilekler için asılan yazılar, tavanlardan veya sokaklarda iplerden sarkan kırmızı kağıt fenerler, festival sırasında sokaklarda dans ederek dolaşan dragonlar, evin çeşitli bölgelerine dağılmış mobilya ve objeler, sevdiklerine kırmızı zarflarda yollanılan kutlama mesajları, o yıla ait Çin astrolojik takvimindeki hayvan sembolleri, hepsi gelecek senenin olumlu beklentilerinin kırmızıya boyanmış tılsımlı simgeleridir.  Kuşkusuz böylesine eğlenceli ve güzel duygular ile bezenen Şubat ayı Çinli olmasa dahi çoğu insanın hatta özellikle çocukların dikkatini çekiyor. Çocuklar için bu dönemde yapılacak çeşitli aktivitelerin ileride kendi gibi olmayan, farklı toplumların değerlerini anlayabilmeleri için iyi bir fırsat yaratacağı düşüncesindeyim. Kağıttan çeşitli dekoratif objeler, kuklalar yaratırken, onların lezzetlerini tadıp, sembollerini öğrenmeye çalışırken  yabancı bir kültürü de öğrenme fırsatı yakalamanın tatlı heyecanı ile büyülenebilir ve en güzel öğrenme motivasyonu meraklarını alevlendirirler. Rengin gücünü öğrenip onunla hayallerini boyayabilirler. Bu güzel ayda anlatılacak, paylaşılacak, öğrenilecek, sevilecek çok şey var gerçekten. Fırsattan istifade bende yine yeniden bu sefer de Çin Yeni Yılını kutluyorum… Sevgiler…

17

16

15

14

13

12

11

10

09

07

06

05

04

03

02

01This article was feautered at Bast Home February, 2015 issue.

 

Kültür Gezginlerinin Durağı Endülüs

•January 9, 2015 • Leave a Comment

designmixer_21

Dünya ne kadar geniş, siyasi sınırlar ne kadar kesin çizgiler ile belirlenmiş olursa olsun  tarih ve kültür hiç bir kalıba sığdırılamaz. Medeniyet tarihi boyunca fetih etme iç güdüsü ile yanıp tutuşan insanlık farklı coğrafyalarda kültürel izlerini bırakarak  yollarına devam eder. Hatta görünüm olarak tezat oluşturdukları bölgelerde sıra dışı bir sürpriz olarak karşılanırlar. Tıpkı tam da Avrupa’ nın göbeğinde bulunan İspanya’ nın  Endülüs bölgesinde olduğu gibi. Müslümanların 800 yıl kadar süren varlıkları ve 8.yy ile 15.yy arasında çeşitli şehirleri egemenlikleri altına almaları, dönemlerinde parlak bir medeniyete sahip olmaları izlerinin günümüze kadar taşınmasına sebep olmuş.

Endülüs bölgesine yapmış olduğumuz seyahat sırasında  sanat ve mimari de Roman, İslam, Hıristiyan, Barok, Gotik ve Rönesans stillerine ait müthiş bir kültürel sentez gözlemledim. Camilerden katedrallere dönüşen dini yapılar, Müslümanların cenneti tanımlarken  kurdukları bahçelerde, sonraki zamanlarda Hıristiyan egemenler  tarafından yapılarak  yükselen kraliyet ailesi heykelleri, Fas bölgesinden Emeviler tarafından transfer edilen  Afrika’ da Zelij,  İspanya da ise Azulejos olarak adlandırılan bugünde yoğun bir şekilde kullanılan dekoratif mozaik ile bezeme sanatı, 14. Ve 15. Yy da Hıristiyanlar tarafından  savunma amaçlı inşa edilen yüksek duvarlı ve kuleli Alkazar binalarının içinde yer alan Arap etkisindeki yapılar. Hepsi bu harmanlamanın sadece birer parçası.

Fas ile coğrafi ve iklim olarak benzerlikleri ise gerçekten şaşırtıcı. Benzer bitki örtüsü, Emevi  tarzı mimari ve  sokak yapıları ile birleşince neredeyse bir olacak kadar birbirine yakın. Sıcağın yakıcı etkisinde kaçmak için dip dibe duvarlar ile inşa edilmiş evler, ortada havuzlu avlular, demir kapılar arkasında çiçek bahçeleri, dapdar sokakları oluşturan birbirine gölge yapan evler, iç mekanları süsleyen rengarenk mozaikler Fas’ ın adeta bir devamı.

designmixer_20

Endülüs Emevilerin kendilerine merkez olarak belirlediği Kordoba uzun yıllar İslam egemenliğinde kaldığı için burada 600 kadar camii inşa edilmiş. Bugün Mequita (Mescit) olarak anılan cami ise halen dünyadaki en büyük e en eski camilerden biri olarak biliniyor. Etrafı dev duvarlar ile çevrili, revaklı bir avluya sahip binanın içinde tam 1293 adet sütun ve  çift katlı kemerler bulunmakta.  Kırmızı tuğla ve beyaz taşlar ile dev sütunlar üzerine inşa edilen, fildişi bezemeler ile süslenen devasa kompleks büyüleyici yapısı ile ilahi bir gücün varlığını kapıdan içeri adım atar atmaz hissettiriyor. Pirinç ve bronz  malzemeden işlenmiş dev kapılar, ahşap işlenmiş paneller ve pencereler ve duvarlardaki kufi yazılar ise  göz alıcı. Dünya kültür mirası olarak kabul edilen Kordoba Cami UNESCO tarafından koruma altına alınmış.

Endülüs seyahatimizin en keyifli duraklarından bir diğeri ise bizi portakal ağaçları ve yasemin kokuları arasında karşılayan şahane Sevillaydı. Şehrin tarihi merkezi ise birbirinden güzel sıra sıra avlulu evleri, dapdar sokakları, flamenko müziğinin güçlü tınıları, lezzetli tapas durakları ile rengarenk, capcanlı ve mutlu insanların kahkahalarının  yükseldiği bir bölge. Tam ortasında ihtişamlı Gotik tarzında Kraliyet katedrali, hemen yanında yer alan Alkazar Kraliyet Sarayı ve örümcek ağı gibi şehri sararak yayılan sokaklar.  Alkazar Kraliyet Sarayının içinde yer alan binaların  ilk defa yapımına 1181 yılında Müvahidler tarafından başlanmış.  Bu anlamda inşaa edilen binalar  Arap mimarisinin eşsiz örneklerinden biri. Daha sonra da zaman içerisinde  kraliyet sarayları binaları  eklenmiş. İçinde  ortası havuzlu üstü açık avlulu çeşitli amaçlar için inşa edilmiş yapılar bulunmakta.  Su kemerleri, havuzlar ve portakal, limon ağaçları barındıran bahçeler adeta 1001 gece masallarını anımsatmakta.  Geniş bir alana yayılan yapı kompleksi bugün aynı zamanda hanedan mensupları tarafından da kullanılıyor.

designmixer_19

Sevilla sokaklarında at nalı şeklinde kapılar, demir korumalı pencereler, belki de şimdiye kadar gördüğüm en detaylı ferforje balkonlar, evlerden sarkan hoş kokulu çiçekler, Arnavut kaldırımı taşlı yollar,  sıcacık insanlar hepsi bu güzel İspanyol şehrinde toplanmış. Bu tarihi bölgede Fas’ daki Riyadları anımsatan son derece konforlu lüks butik oteller de yer almakta. Hemen hepsi bölgeye imzasını atan kültürel ve sanatsal zenginlikleri dekoratif detaylar olarak içinde barındırmış, aynı zamanda çağdaş dekorasyon tarzı ile harmanlanmış.

İspanya’ nın şahsına münhasır bu çok özel bölgesi Endülüs için anlatılacak çok şey var.  Panoramik manzara da bunlardan biri. Belki de en etkileyici olanı Sevilla – Malaga arasında yer alan, 700mt yüksekliğinde kireçtaşı Kanyon üzerinde yükselen Ronda. Beyaz küp şekerleri gibi dağın üzerine sıralanmış  evler ve kiliseler Ernest Hemingway’ in Çanlar Kimin için çalıyor adlı eserine ilham olmuş. Boğa güreşleri ile tanınan bu kasaba bölgenin en  tipik coğrafyasına sahip bambaşka bir yerleşim yeri.

Kültür, tarih,  coğrafya, lezzet, eğlence ve estetik;  bu güzel seyahatimizde hepsinden güzel parçalar ve deneyimler bulduk. Bilmem daha fazla bir seyahatten ne bekleyebilirdik? Belki biraz daha fazla zaman ama durmak yok. Yeni görülecek keşfedilecek yerler var. Evet 2015 senesinde de her zaman ki yeni yıl dileğimi tekrarlıyorum “Bol seyahatli, bol keşifli, yepyeni kültürler ile tanışacağım bir yıl olsun”. Hepinize mutlu ve seyahat dolu bir sene diliyorum.

IMG_1812c

IMG_2159

IMG_2047

IMG_2014 2

IMG_1988

IMG_1980

IMG_1942

IMG_1934

IMG_1933

IMG_1888

IMG_1846

IMG_1818c

Ronda_andalucia

 

IMG_1812

IMG_1809

IMG_1807

IMG_1803

IMG_1736

IMG_1729

IMG_1725

IMG_1719

IMG_1718

IMG_1717

IMG_1713

IMG_1711

IMG_1709

IMG_1708

IMG_1707

IMG_1706

IMG_1659

IMG_1654

IMG_1636

IMG_1629

IMG_1621

IMG_1617

IMG_1606

IMG_1588

IMG_1580

IMG_1563

IMG_1551

IMG_1537

IMG_1531

IMG_1528

IMG_1522

IMG_1517

IMG_1514

IMG_1493

IMG_1489

 

 

 

Designmixer is at Maison Française design magazine

•December 5, 2014 • Leave a Comment

kapak

designmixer kurucusu Tijen Samuray Öztek maison Française Aralık sayısında

Çocuklar için yılbaşı hazırlıkları ve kutlamaları

•December 2, 2014 • Leave a Comment

designmixer_18

Güzel dilekler, sıcacık sevgi dolu duygular, içimizi kıpır kıpır eden yeni yıl ile ilgili planlar ve beklentiler.  Bu tatlı heyecanın bambaşka bir enerji verdiğini kim inkar edebilir ki?  Tüm enerji patlaması sanki sihirli bir değnek gibi kalbimize, zihnimize dokunur ve birbirinden yaratıcı, renkli  fikirler, dekorlar ile ortaya çıkıverir. Bazen sonuç o kadar hoş ve beklentimizin üzerinde oluverir ki yapanı bile şaşırtır. O ne tatlı heyecandır, hele evin tüm aile bireyleri ile ortaklaşa yapılır ise. Çocukları daha çok mutlu edecek ne olabilir? Sıcacık evinde tüm sevdikleri ile yaptığı  ışıklı dekorlar, rengarenk süsler, etrafa  yayılmış birbirinden sevimli oyuncaklar….  Bir anda ortam her an  olduğundan  farklı bir mekana dönüşüverir. Sanki tüm ev bir oyun odasıdır.

designmixer_182

Sanırım çoğumuzun yeni yılı karşılamak üzere aileleriyle  yaptığı kutlama ve hazırlık anıları hala aklımızdadır. Bazılarımız bu güzel anıları bir ritüel haline getirerek çocuklarına aktarıp onların da aynı heyecanı yaşamasını arzular, bazılarımız ise yepyeni fikirler ile her sene birbirinden daha yeni kutlamalar yapıp yaratıcılık sınırlarını aşmayı hedefler.  Amaç her ne olur ise olsun tüm bunları yaparken günlük rutin stresimizden kurtulup, eğlenceli bir sezon geçirmek  mottomuz olmalı diye düşünüyorum.

Yaratıcılıkta ve hayal dünyasında sınır tanımayan miniklerimizden gerçekten öğreneceğimiz çok şey var. Onların yüzündeki içten gülümsemeyi görmek, kalplerinden gelen kahkahalar ile evin çınladığını işitmek ise hepimiz adına gerçek bir festival. Hadi gelin bu sefer onları mutlu etmek için dekorasyonlarımızı yapalım, evimizi onların sınır tanımayan  çılgınca fikirleri ile süsleyelim.  Sezonun tatlı lezzetleri zencefilli kurabiyeler, meyvalı sıcak içecekler,  çikolatalı kekler, vanilyalı pastaların kokuları ile evimiz şenlensin. İçleri rengarenk şeker, çikolata & kutu kutu minik hediyeler ile dolu olan çoraplar duvarları süslesin. Noel babanın çanları kulaklarımızı çınlatsın, yılbaşının klasiği olan çam ağacının etrafında tıkır tıkır giden, bacasından buhar çıkaran tren evin şarkısı olsun. Zevkinize göre ister pastel tonlar, ister kırmızının en derin tonları yeşillerle birleşip çevrenizi renklendirsin. Minik yılbaşı ışıkları, mumlar evimizin ve bahçemizin tüm köşelerini aydınlatsın. Günlük ev eşyalarımız bu ay sepetlerin içine girsin, yanlarından yılbaşı topları, kozalaklar sarksın, pencerelerimizi beyaz kar efektleri süslesin. Tüm güzel dileklerimizle  dolu kartlar evin her köşesinden çıksın. Kısaca aklınıza gelen eğlenceli fikirler ile tüm ev kocaman bir kutlama alanı oluversin.

designmixer_183

Aralık ayı boyunca çocuğunuzu her sabah farklı minik bir hediye ile şaşırtabilir onu mutlu edebilirsiniz. Bunun için çok para da harcamaya gerek da yok. Sadece biraz özen, güzel dilekler sevgi ile birleşince en değerli hediyeler ortaya çıkmaz mı? Bazen küçük bir kurabiye bile hoş bir şekilde kadife kurdele ile  sarmalandığında  harika bir hediye olabilir. Yanı başında, yastığının üstünde küçük  bir sürpriz ile karşılaşmak hangi çocuğu mutlu etmez ki? Bir de yılbaşı ağacı fikirleri var. İster klasik bir çam ağacı, ister kara tahta duvara çizilmiş bir ağaç, ister duvara çakılmış sıra sıra dallardan oluşan bir ağaç olsun, üzerine ışıklar ile bezenip, oyuncak bebekler, mandallar, toplar ile süslenince evimizin en eğlenceli odak noktası olup çıkmaz mı? Müzik ise kuşkusuz yılbaşının en ayrılmaz parçasıdır. Hangi çocuk eğlenceli yılbaşı şarkıları ile uyanmayı sevmez ki? Asıl olan  tat almayı, işitmeyi, dokunmayı, görmeyi, koklamayı kısaca tüm duyuları, bir eğlence haline getirmek, çocuklarınız ile tüm ömür boyu hatırlayacakları tatlı hatıralar yaratmak öyle değil mi? Sevginizi ve paylaşmayı aktarabileceğiniz, geleceğin umutlar ve güzel beklentiler ile dolu olduğunu ifade edebileceğiniz, tüm dünyanın güzel enerjiler ile dolup taştığı daha güzel koca bir ay var mı? İşte, size ve hepimize fırsat.  Hadi çocuklarımızı rengarenk fikirler, unutulmaz kutlamalar ve hikayeler ile mutlu edelim  ki en güzel, unutulmaz yeni yıllar hepimizin olsun. Bu vesile ile şimdiden sizlere mutlu ve sevgi dolu yeni bir  yıl diliyorum. Bu arada iyi eğlenceler….

Designmixer (19)

Designmixer (17)

Designmixer (20)

Designmixer (9)

Designmixer (4)

Designmixer (1)

Designmixer (11)

Designmixer (12)

Designmixer (2)

Designmixer (21)

Designmixer (10)

Designmixer (7)

Designmixer (2)

Designmixer (5)

Designmixer (6)

Designmixer (14)

Designmixer (15)

Designmixer (13)

Designmixer (1)

Designmixer (18)

Designmixer (1)

 

Article was featured in Bast Home digital design magazine December issue, 2015.

Büyüleyici İmaret Hotel

•November 12, 2014 • 2 Comments

designmixer_17

Yunanistan’ın kuzey bölgesinde yer alan, kültürlerin iç içe geçtiği tarihin sihirli izlerini hissettiren sıcacık bir  liman şehri Kavala.  Bu küçücük şehrin medeniyet tarihi M.Ö 6.yy a kadar uzanıyor. 1387-1912 seneleri arasında ise Osmanlı’nın Balkanlarda yer alan en önemli merkezlerinden biri. Kanuni Sultan Süleyman’ın İbrahim Paşa adına yaptırdığı su kemerleri , cami ve hamamları, 19 yy. başlarında Osmanlı’nın  Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın doğduğu şehre hediye ettiği imarethanesi ve Panagia bölgesindeki tarihi kalesi, Akropolisi, tütün fabrikası ve depoları ile adeta müze niteliği taşıyan, aynı zamanda Yunanistan’ ın modern  ve geleneksel eğlence anlayışı ve butik dükkanları ile güncelliğini koruyan tüm büyük şehir hengamesinden uzak, hoş bir yaşam noktası.  Tüm bu zenginliklerin içinde en etkileyici mekan ise kuşkusuz Osmanlılar’ dan kalma bugün Yunanistan’ın en güzel ve özellikli butik otellerinden biri olan İmaret Otel. Zamanın eskittiği kocaman, ağır ahşap kapılarını usulca aralayıp, aşınmış mermer merdivenlerinden içeri adım atıldığı anda cennetin büyüsünü taşıyan bir mekana girildiği anlaşılıyor. Kavala limanının muhteşem manzarasına sahip bu eşsiz otel Osmanlı stili mimarisi ve birbirinden ayrı tasarlanmış, her biri ayrı özelliklere sahip 26 odası, SPA sı, ve gurme restoranı ile Relais & Châteaux üyesi.

designmixer_172

2005 yılında anıt olarak restore edilen İmaret İslam mimarisinin tüm tipik özelliklerini yansıtıyor. Kubbeli kurşun damları, kemerli kapıları, bahçesinde doğanın zenginliğini sembolize eden portakal ağaçları ve çiçekleri, bereketi temsil eden avlunun tam ortasında yer alan renkli mozaikler ile süslenmiş havuzu ile Osmanlı dönemine alıp götürüyor insanı.  Döneminde Kavala’nın yerli halkına eğitim veren  medresesi ve aynı zamanda aş evi olan imarethanesi ile bu bina kompleksi kendine has sakin ve mistik havası ile ruhani bir zenginliğe sahip. Sanki seneler boyunca insanlardan aldığı hayır duaları duvarlarına işlemiş ve şimdi mekanı ziyaret eden kişilerin kalbine dokunup onları büyülüyor.

Binanın eşsiz mekanlarından bir diğeri ise geçmiş dönemdeki görünümüne sadık kalınarak düzenlenen külliyenin içindeki mescid.  Zemini çeşit çeşit Türk ve İran halılarının süslüyor ve tavanlarından kandiller sarkıyor. Mekan bugün okuma ve dinlenme odası olarak kullanılıyor.

designmixer_173

İmaret Otelin iç dekorasyonunda ise rahat ve şık Fransız  stili Osmanlı mimarisine eşlik etmiş ve oldukça hoş bir estetik kombinasyon oluşturulmuş.  Deri koltuklar, antik mobilyalar, kristal avizeler, fransız keteni, birbirinden güzel ipek ve kadifeler, Limages porselen takımlar, bakır eşyalar ve aydınlatmalar,  duvarlardaki çeşitli sanat eserleri kızıla çalan duvar renkleriyle, zeminde ceviz döşemeleri, kocaman kemerler ve mermer sütunların arasında tarihi dokuyla iç içe geçmiş. Sanki tüm estetik detaylar birbirinin tamamlayıcısı olmuş.  Ne eksiği var ne de fazlası var. Lüksü vurgulamak olmamış amaç bu güzel otelde. Zenginliğini tarihten alan eşsiz mekan, kalite ve konfor ile bezenerek, ziyaretçilerine zihinlerine kazınmak üzere tüm fantastik detaylar bir araya getirilmiş . Önünde saygı ile eğildiğim bu otel için tekrar tekrar Kavala’ ya gidilir.  Eğer sizde tarihi, seyahati ve  büyüleyici mekanları seviyorsanız mutlaka ziyaret etmelisiniz diyorum.

Design_mixer (14)

Design_mixer (10)

Design_mixer (02)

Design_mixer (07)

Design_mixer (09)

Design_mixer (05)

Design_mixer (04)

Design_mixer (03)

Design_mixer (16)

Design_mixer (15)

Design_mixer (11)

Design_mixer (01)

Design_mixer (13)

Design_mixer (12)

 

article featured in Bast Home Digital Design Magazine November issue

EVDE WABİ SABİ

•October 21, 2014 • 2 Comments

designmixer_16

Sakinliği ne kadar sevenlerdensiniz? Sürekli arkanızdan koşturmanız gerektiğini hatırlatan insanlar, trafik ve akıp giden saatler mi var? Bir durup “ben nereye gidiyorum, gerçekten ne istiyorum veya istemiyorum” dediniz mi? Sadece temel ihtiyacım olan şeyleri kabul edip, diğer tüm fazlalıklardan nasıl kurtulabilirim, modern yaşam ile beraber sunulan tüm fonksiyonellikler hayatımı rahatlatmak için mi, yoksa daha kısa zamanda daha çok şey yapmam için adına “pratiklik” denilen tuzaklar mı diye hiç düşündünüz mü? Eğer, “şimdiye kadar tüm bunlar aklımın ucundan bile geçmedi” diyorsanız, belki durup düşünmenin zamanı geldi.

designmixer_162

Veya diyelim ki düşündünüz, uygulamaya geçebildiniz mi? Neden tüm bunları şimdi yazıyorum? Çünkü, durmaya, sakinlemeye, hayatımı basitleştirmeye ve her şeyden önce de evimdeki fazlalıklardan kurtulup konsantre olabileceğim alanları açmaya daha çok ihtiyacım duyuyorum. Belki de çocuk sahibi olduktan sonra daha fazla tüketimin tuzağına düşüp, onu bunu alıp, kafamı sağdan soldan gelen bilgiler ile doldurduktan sonra cidden bir arınmaya ihtiyacım olduğu hissiyle yanıp tutuşmaya başladım. Kafamın içindeki şeyler dolaplarımdaki ve evimdeki ıvır zıvırlar elendikten sonra rahata erecek, daha net bir yaşama ve görüşe sahip olacakmış hissine kapılıyorum. Öbür taraftan hiç şüphem yok ki çoğunuz benimle aynı hissi paylaşıyorsunuz. Sonuç olarak, insanız ve hepimizin ortak temel ihtiyaçları ve iç güdüleri var. İçimize çektiğimiz nefes ile nasıl fani bedenimize yaşam veriyor isek, ruh halimiz ile de kalbimize soluk veriyoruz. Fazlalıkların ve doğamızın dışına çıkma durumunda ise işte tam bu yüzden kalbimiz sıkışıyor ve bize doğal bir uyarı yolluyor.

Sadeliğin ve doğallığın insan hayatına vereceği enerjiyi hesaba katan ve tüm çekiciliğini savunan Uzak doğu felsefesi ise buna bir isim vermiş , Wabi Sabi adıyla anılmak istenmiş. Doğallıkla, sakinlikle, transparanlıkla, sadelikle gelen bu güzelliğe bir yaşam disiplini olarak mimarisinde, dekorasyonunda, beslenmesinde, giyiminde yer vermiş. Orijini Japonya olan wabi sabi felsefesi öğrenilmesi ve uygulanması akıl ve vücut sağlığımız için şart olan, merkezine insanı yerleştiren br yaşam şekli.

designmixer_163

Belki de 21. yy Batı kültüründe yalın İskandinav dekorasyon tarzının bu kadar popüler olmasının sebebi de bu. Uzak doğu’ nun asırlar önce keşfettiği bu arınma ihtiyacı, kendimizi maddi ve manevi olarak tükettiğimiz bu dönemde üzerimizdeki tüm yığılmalardan kurtulmanın trendy versiyonu.Evimiz de uygulayacağımız Wabi Sabi adına diyorum ki; yenilerini almak için değil, gerçek hayatınıza daha çok alan açabilmek için evinizi, dolaplarınızı boşaltın ve fazlalıklardan kurtulun ki rahat bir nefes alabilin ve sadece basit özünüze dönebilin. Çünkü, aradığımız her şeyin cevabı orada. Bu arada plastikleri, suni malzemelerden yapılmış ürünlerden, polyester, akrilik içerikli tekstil ürünlerinizden de kurtulun. Üzerinden seneler geçtikçe güzelleşen doğal ahşap, taş ve metalden yapılmış eşyalarınız ile eviniz nefes alırken sizde bir oh deyin.

designmixer (1)

designmixer (4)

designmixer (6)

designmixer (9)

designmixer (10)

designmixer (5)

designmixer (2)

designmixer (7)

designmixer (8)

designmixer (3)

designmixer (11)

 

Article featured at Bast Home design magazine October issue.

Doğu ile Batı’nın tasarım sentezi Chinoiserie

•September 19, 2014 • Leave a Comment

designmixer_15

4000 yıl öncesine dayanan medeniyet tarihi, görkemli imparatorluk dönemleri sonucunda doğan egzotik sanat ve tasarım anlayışları ile Çin keşfedildiği dönemden bu yana Batı için müthiş bir ilham kaynağı ola gelmiştir.

 

Ortaçağlarda Avrupa’ lı gezginlerin Uzak Doğu ülkelerini keşfi ile beraber bu kültüre ait egzotik el yapımı porselenler, ipek kumaşlar, lake ve fildişi mobilyalar batının en gözde ve özellikle aristokratlar arasında en çok aranan ürünleri haline gelmiştir. Chinoiserie olarak adlandırılan bu tarz Avrupa’ da mimari ve iç dekorasyondan modaya ve sanat akımlarına kadar bir çok sanatçı ve tasarımcıya ilham kaynağı olmuş, belirgin tarzı ile günümüze kadar popüler olmayı başarmıştır. Sadece uzak doğu’ dan gelen ürünler değil bunların Avrupa’ da üretilmiş alternatif ve reprodüksiyonları XV. Louis döneminde Fransa sarayında kullanılan Çin porselen ve mobilyalar, Osmanlı dönemi saraylarında da aynı derecede popüler olmuş özellikle Rokoko dönemi dekorasyon tarzında oluşturduğu eklektik kimliği stili ile bütünleşmiştir. Bugün Dolmabahçe sarayında Chinoiserie tarzı dekorasyon örnekleri de göze çarpar. Esasen Osmanlı döneminde İznik porselenleri de Çin porselenlerinden yola çıkarak üretilmiştir. Renk, teknik ve tarz olarak Çin porselenleri ile derin benzerlikler gösterir hatta Çini adı da buradan gelmektedir.

designmixer_152

 

Chinoiserie’ nin günümüzdeki uygulaması modern hayatın beraberinde getirdiği yalın çizgiler ve fonksiyonel mobilyalar ile karıştırıldığında, Çin ve Japonya’ ya dair sembol ve motiflerin kullanıldığı, çarpıcı renk ve malzemeler ile bezenmiş aksesuar, duvar kağıdı ve mobilyalar ile birleştirildiğinde bir denge ve uyum sağlamayı başarır. Adeta eksik kalan bir şeyler ve boşluklar sofistike bir kimlikle tamamlanır ve bu tarzda Chinoiserie olarak adlandırılır. Buenos Aires’ ten Şangay’ a yalın Ming stili mobilyaların dekorasyona eşlik ettiği modern evlerden, kırmızı fener lambaların kullanıldığı Qing stili restoranlara kadar Çin tarzı günümüzde çağdaş dekorasyon tarzı ile beraber uyumlu bir şekilde mekanlara imzasını atmaya devam eder.

designmixer_153

 

Metal kilitlerin, zarif kaligrafik yazıların, parlak lakeli mobilyaların, zengin brodeler ile işlenmiş pagodaların, çiçek, kuş ve dragon figürlerinin bulunduğu tekstil ürünlerinde, değerli taş ve ahşaptan yapılma asker, at ve dragon heykellerinde içinde birçok anlamı barınır. Detayla beraber gelen zarafet, derin bir dünya kültürünün tartışılmaz eleganlığını yansıtır. Bu yüzü ile Chinoiserie sıradanlığın çok dışında kalmış ve zevk sahibi Doğu ve Batı’ nın tasarım kültürünün sentezlendiği iç mekanların estetik bir oluşumudur. Architectural Digest ve World of Interiors gibi önemli referans dekorasyon dergilerinde yayımlanan, tüm dünya üzerinde başarılı mimarlar tarafında tasarlanmış çarpıcı mekanların çoğunda Chinoiserie kimliğini yansıtan detayları görürüz. Bazen kendini, kuş, çiçek ve dağ gibi pastoral betimlemelerin yapıldığı el çizimi duvar kağıtları ve panoları ile, bazen Ming dönemime ait mobilyalar, bazen mavi beyaz seramik vazo ve küpler, bazen de dekorasyonda yin & yang i yansıtan kırmızı ve siyah mobilya parçaları ile gösterir.

 

Bin yıllar boyunca Çin’ li imparatorların dönemine stili ile damga vurabilmek için sanat ve zanaatçılar ile yakından çalışarak oluşturduğu Çin’ in güçlü dekorasyon tarzı esasen araştırmalar yapılıp, üzerinde sonsuz türevler yaratılabilecek derinlikte bir zenginliğe sahiptir. Bu anlamda dünya tasarımına hediye edilmiş tılsımlı bir mirastır. Modern tasarım tarihinin ikonik ürünlerinden, geleceğin modern tasarımlarına kadar ilham için derin bir kaynaktır.

İster antika, ister reprodüksiyon olsun, ister sadece küçük bir motif veya renk kombinasyonu olsun yer aldığı tüm mekanları farklılaştırıp, zenginleştirme gücüne sahip bu stilin kralların ve imparatorların tarzı olmasına şaşmamak gerek.

designmixer (2)

designmixer (8)

designmixer (5)

designmixer (6)

designmixer (7)

designmixer (1)

designmixer (4)

designmixer (9)

designmixer (10)

designmixer (3)

 

article was featured at Bast Home magazine, September issue

 

 

 

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 3,079 other followers

%d bloggers like this: