Alışverişi eğlence haline getirmek için tasarlanan mağaza Katia & Bony

•June 10, 2015 • Leave a Comment

designmixer_23

Hayata renk katmak, alışverişi eğlenceli kılmak ve akılda kalıcı olabilmek sanırım çoğu markanın hedefidir. Ancak, bazen bu arzu sadece toplantılarda tartışılan gündem konusu olarak kalır,  bazen de hayal edilen planlar gerçeğe döner.  Böylesine bir çalışma ile Katia & Bony markası için yaptığımız  uzun süreçli beyin fırtınalarımızın, taslak proje ve uygulamalarımızın ardından sonuç olarak hayal ettiğimiz dünyayı karşımızda bugün şekillendiğini görmek marka ve yaratıcı ekip adına büyük bir zevk olduğunu söylemeliyim. Şimdi bu keyifli projeyi  konsept vurgularıyla sizlerle kısaca da olsa paylaşmak istiyorum.

 

Bugün 20 mağazaya sahip Katia & Bony markası  Türkiye’ nin en büyük çorap üreticilerinden Bony’ nin tescilli markası. Uzun yıllardır yurt dışına, dünyanın en tanınmış markaları ile üretici olarak yaptığı iş birlikleri, tasarım açısından oldukça çağdaş ve yenilikçi bir vizyona sahip olması, kalite bilinci, sıra dışı çizgiyi markaları ile bağdaştırabilmeleri, tasarım ekibimizi takım arkadaşları haline getirdi. Sacura Mimarlık olarak mağaza tasarımı, mimari proje ve uygulayıcı kimliği ile çıktığımız yol bugün ürün koleksiyon tasarımı ve marka konseptini de kapsayan geniş kapsamlı bir projeyi de içerisine dahil etti. Markanın tüm konsepti ile koleksiyona kadar dağılan geniş çaplı bu çalışma; projeyi mağaza dekorasyonuna, marka imajına ve ürünlerine kadar aynı vizyon çatısı altında odaklanmış bir şekilde yürütmeyi hedeflemesinden dolayı oldukça anlamlı.

designmixer_232

Yenilikçi ve farklı olma isteği, klasik mağazacılığın gerekleri ve vazgeçilmezlikleri ile harmanlandı bu konsept projede.  Genç hedef kitleye hitap ederken ürün gamında bebek’ den yetişkine kadar  geniş bir yaş grubuna ait ürünleri satışa sunması ürün çeşitliliğini ve sayısını da beraberinde getirdi. Makul fiyatlar ile hızlı ve kolay alışverişi teşvik etmesi market teması ile uyum sağladı..

Puck ajans tarafından Katia& Bony için özel tasarlanan süt kutuları, sandviç paketleri, kavanozlar gibi klasik market alışverişini anımsatan paketlemeler içinde sunulan tekstil ürünleri hem markaya espritüel bir hava kazandırdı, hem de verilmek istenilen market alışverişi imajını ürünlere taşımış oldu. Mekan içinde dekoratif olarak yüzeyler ve paketler market konseptindeki illüstrasyonlar ile süslendi.

 

Fikir, ürün tipi ve yaş grubu olarak geniş  skalayı içinde barındıran bu markayı  sınırlı metrekareler içine sığdırmak  kuşkusuz projenin en zorlayıcı kısmı oldu. Farklı ürün ve yaş gruplarını gösteren özel bölmeler ve sergileme üniteleri yapıldı.  Genelinde tavana kadar sıra sıra askıların yan yana geldiği klasik bir mağaza görünümünden projemizi elimizden geldiğince özgürleştirmek istedik. Ürünler için çeşitli esprili duruşlar yarattık. Örneğin, geçmişte çorapları kurutmak için kullanılan vintage ahşap kalıpları çeşit çeşit desenli renkli çorapları sergilemek için kullanıldı.

 

Enerjisi en yüksek renklerden olan sarıyı markanın genç ve dinamik rengi olarak seçtik. Gri erkek bölümünü, beyaz ise saflığı ve tazeliği  ile bayan bölümünü temsil etti. Genelde mağaza tasarımlarında atlanan fazla ilgi görmeyen tavan bölümünde ise markanın kimlik renklerinden gri ve çarpıcı sarı renk olarak kullanıldı.  Ürünlerin üzerindeki yoğun desen ve renkler grinin dinginliği ile dengelendi.

designmixer_233

Mağazanın en ilginç  alanlarından biri ise ortada yer alan sempatik market konsepti için ayrılan manav standı şeklindeki modül oldu. Üzerinde elma, domates, yumurta şeklindeki rengarenk ve eğlenceli paketlemelerde sunulan  çeşitli  organik kremler, masklar ve sabunlardan oluşan Tony & Moly kozmetik markası ürünleri markanın özel market konsepti ile paketlenmiş ürünleri ile satışa sunuldu.

 

İç çamaşırı, çorap, ev giyimi ve kozmetik gibi sürekli ihtiyaç duyulan cilde teması en yüksek olan ürün gruplarının satışa sunulduğu marka sempatik olduğu kadar kaliteli. Marka Göktürk’ de ki mağazası ile ilk startı verdiği konsepti kısa zamanda tüm mağaza zincirlerine yaymak için kolları sıvamış durumda. Eğlenceli alışveriş konsepti ile kısa zamanda yurt içi ve yurt dışına hızla yayılacak olan bu genç ve dinamik marka perakende sektöründe kendinden çok söz ettireceğe benziyor.

57x136

7R0A3845

7R0A3871

7R0A3837

7R0A3819

7R0A3785

7R0A3819

31754682_060_b

Print

32481988_001_b

Print

32533747_002_b

Print

32482259_072_b

 

New York ‘ un parlayan yıldızı Williamsburg, Brooklyn

•June 1, 2015 • Leave a Comment

designmixer s01

Bambaşka   kültürlerin bir araya geldiği, kendine has uyumuyla  bunca farklı insanı bir arada tutmayı başarabilen, yaşayanlarına şehrin ismi ile anılmalarının gururunu yaşattıran, kendine hayran bıraktıran,  belki de dünyadaki en dinamik ve aynı zamanda duygu ritmi en yüksek olan şehirlerden biridir benim gözümde New York City. Bu mega şehir kendi içinde belli tarzların, tiplerin ve yaşam şekillerinin gruplandığı bölgelere ayrılır. Bu semtler dinamik şehir temasına uyarak çeşitli zamanlarda trendy; yani in veya out olurlar.

Adeta tüm şehir zaman içerisinde birileri tarafından keşfedilir_ o birileri genelde yaratıcı sanatçı ve tasarımcı kesimdir_ alternatif, samimi ve fakat kendine has, kaliteli mekanlar açılır, sanat galerileri kurulur, sonrada cebi para dolu yatırımcılar, finansçılar gelir, yüksek fiyatlı rezidanslar, oteller yapılır, lüks mekanlarıyla artık tüm şehrin popüler merkezi oluverirler ve bir süre sonra tüketilir,  gözden düşerler. Bu arada ana akıma karşı duran alternatif kimlikteki yaratıcılar ise yeni mekanlarını bulmuşlardır  bile.  Buraları gelecekte şehrin yükselen trende sahip olacak mekanlarıdır.

designmixer s02

New York’ a son yaptığım seyahatimde 80’ lerde Soho, ardından Tribeca, Chelsea, Meat Packing District  derken  popüler şehir trafiğinin Brooklyn Williamsburg’ a kaydığını gözlemledim. Brooklyn’ in endüstri ağırlıklı bölgelerinden olan  semt şimdilerde adeta genç sanatçıların akımına uğramış. NY da hemen her yerde Williamsburg’ lu sanatçılardan bahsediliyor. Chelsea Market’ da Williamsburg’ lu sanatçıların ürünlerini satışa çıkardıkları açık pazar var.

Sanatçıların ilham alabilmek için ihtiyaç duydukları atıl alanlar ve alternatif bölgeler, ekonomik olarak zorlanmadan yaşayabilecekleri, aynı zamanda kendilerini sıra dışı hissettirebilen yerler. Bu sebepler ile  sanatçılar arasında popüler hale gelen Williamsburg hızla trendy olma yolunda ilerliyor ve kiralar da aynı oranda yükseliyor. Fırsat bu fırsat, çok keyif alarak dolaştığım henüz harcanmamış, yükseliş trendinde olan bu hoş semti kısaca sizlerle paylaşmak istedim.

Semtin bugünkü dönüşüm mimarisi tamamı ile şehrin dokusu ile uyumlu. Beni bölgeye çeken mekanlardan biri de 2012 ylında açılan eskiden bir fabrika olarak kullanılan The Wythe Hotel oldu.  Genel tasarımı, çıplak tuğlalı, geniş kemerli, yüksek tavanlı iç mekanları Brooklyn’ in endüstriyel imajını vurguluyor bu tasarım oteli. Reymond adlı restoranı  ve teras katında muhteşem Manhattan manzaralı barı ile otel popüler buluşma mekanı halini almış. Hemen yanındaki Brooklyn Brewery bira üretim fabrikası olarak hizmet veriyor aynı zamanda ziyaretçilere bira üretimi ile ilgili bilgilendirici bir tur yaptırıyor. Çevredeki tüm ilgi çekici mekanlar semtin özünde olan  üretim konseptini vurguluyor ve çevrede halen hizmet veren gerçek üretim atölyeleri ise  burayı bir film seti görüntüsünden kurtarıyor. Wythe’ e yürüme mesafesindeki Williamsburg’ un adeta atar damarı olan Bedford Street ise birbirinden keyifli, yaratıcı fikir ve ürünler ile dolu mağazalar, sanat galerileri ile dolu. Bölgenin endüstriyel dokusuna uyumlu eskitilmiş ahşap, demir doğrama, metal, taş mozaik ve tuğla gibi malzemeler kullanılarak tasarlanmış cafe, bar ve restoranlar ise hepsi birbirinden güzel ve özel tasarlanmış.

designmixer s03

Havada adeta California’ nın vurdum duymaz, hippilere has keyifli bir tembelliği hakim. Urban Outfitters Konsept Mağazasının ve çeşitli tasarımcıların köşelerinin olduğu Space Ninety 8 ise bu havaya çok yakışmış. Mağazanın içinde gene endüstriyel konsepti vurgulayan bar ve restaurant mekanlarıda açılmış. Satış temsilcileri ise adeta yok olmuş. Sanki bu mağazalarda hiç kimse satış yapmıyor. Belkide en çok hoşuma giden şeylerden biri de oydu. Zorlama yok, satış kaygısı yok.

Bir diğer çok beğendiğim mağaza ise gene yerel tasarımcıların ürünlerini satan A & G Merch oldu.  Gene endüstriyel konsepte marka kimliği olarak yansıtan mağaza  ev dekorasyonuna ait çeşitli aksesuar ve mobilyalarını bir depo konsepti ile pazarlıyor. Aynı zamanda başarılı online siteleri var.  Ruhu ve tarzı ile çok genç, çok hip ve bir o kadar da sempatik ve fonksiyonel..   Bir başka marka ise aynı genç yaratıcı ruhu yansıtan Flavor PAPER. Çılgınca güzel artistik kalitede el baskısı ve dijital baskı ile duvarları dekore eden duvar kağıtlarını bu bölgede ki fabrikasında üretiyor. Marka duvar kağıdı desen ezberini bozarak sıra dışı boyutlarda ve birbirini takip etmeyen desenler ile bu dekoratif materyale farklı bir anlam yüklüyor. Marka kendini tanımlarken yaratıcılıklarına ve üretimine kalbini ve ruhunu koyduğunu söyleyecek kadar da samimi bir duruşu var.

 

Williamsburg ‘ un New York gibi paranoya edici hızda akan bir şehrin parçası olduğuna inanmak gerçekten çok zor. Bisikletle rahatça acele etmeden dolaşan insanlar, bebeği ve köpeği ile cafe de keyif yapanlar, tasarladığı takıları ve resimleri kaldırımda satışa çıkaranlar, merdivenlerde, banklarda  oturup rahatça sohbet edenler, liste uzayıp gidiyor… 2-3 katlı binaların üzerindeki teraslardaki üstü açık cafe ve restoranlarda aynı zamanda oldukça popüler. Koca gökdelenlerin gün ışığını kesmediği, gökyüzünün insan boyuna yakın durduğu bu hoş semt bugün çoğunlukla genç hipsterların mekanı. Bakalım bundan 5 yıl sonra bu semti neler bekliyor olacak beraberce göreceğiz.

design_mixer (20)

design_mixer (13)

design_mixer (32)

design_mixer (28)

design_mixer (15)

design_mixer (09)

design_mixer (11)

design_mixer (21)

design_mixer (12)

design_mixer (17)

design_mixer (26)

design_mixer (18)

 

Bu yazı Bast Home haziran sayısında yayınlanmıştır.

Zen Bahçeleri

•May 14, 2015 • Leave a Comment

designmixer_22

Tasarım ihtiyaçlara cevap vermenin en estetik ve doğru yolu ise havaların ısınması ile balkonumuzu, terasımızı veya bahçemizi tasarlamak ruhumuzu doğa aracılığı ile huzur vermek için en doğru zaman şimdi olmalı.

İç mekanlarda çeşitli stiller  tercih edilebileceği gibi dış mekanlarımızda da tercihimiz olan stilimizi yansıtacak birbirinden farklı stiller olacaktır kuşkusuz. Eğer tarzınız kalabalıktan uzak, yalın, düzenle denge bulabilen bir doğaya sahip ise o zaman size en uygun bahçe stilinin Zen Bahçesi olacağını söyleyebilirim.

Özellikle dar alanlar için son derece ideal olan bu bahçeler, balkonlardan geniş bahçelere kadar farklı ölçeklerde alanlarda uygulanabilir. Ayrıca,  bakım açısından da son derece pratik oldukları da söylenebilir. Ancak, Zen bahçelerinde kullanılan her elemanın bir anlamı vardır. Doğru etkiyi yakalayabilmek için Zen kültürü hakkında bilgi sahibi olabilmek önemlidir.

designmixer_222

Uzakdoğu kültürünü en güzel şekilde sembolize eden Zen bahçeleri bundan 1500 yıl kadar önce Japonya ‘da Budist Samuray savaşçıları tarafından doğaya duyulan alçak gönüllü saygı ile dengeyi ulaşabilmek için düzenlenmekteydi.

 

Zen kültüründe aydınlanmaya giden yolun sadece yalın ve alçak gönüllükle mümkün olabileceğine inanılır. Bu felsefe üzerine odaklanan bahçeler ise bu inancın doğada yaratılan bir yansıması olarak hayata geçer. Yin ve Yang, iki karşıt kavram, Zen bahçelerinde kullanılan doğal elementlerin sembolize ettikleri özellikler ile planlı ve disiplinli bir şekilde doğada dengeye ulaşır. Amaç huzuru ve rahatlamayı beraberinde getirecek dengeye ulaşmak ve evrenin yüceliğine odaklanmaktır. En önemli doğal elementler ise taşlar, kum, su ve bitkilerdir.  Yang’ i temsil eden taş ve kayaların ölçülerinde ve yerleşimlerinde belirli kurallar vardır. Adaları ve dağları sembolize ederler. Yaş ve ölçüleri ile karakterizedir. Dikey veya yatay olarak kullanılırlar. Genellikle üçer ve beşer adet arasında kullanılır. Taşın zıttı olarak kum Yin’ dir.  Okyanusu temsil eder. Alternatif olarak çakıl da kullanılabilir. Açık ve koyu renkli olabilir. Kum tırmıklanarak çeşitli hareket efektleri verilir ve bu çizgiler dalgaları temsil eder. Yang ve Yin elementlerini barındırır.  Meditasyon sırasında bu kum efektleri ile ifade edilen suyun sesine odaklanmanın mistik bir yanı vardır. Kum efekti taş ve kayaların etrafında yuvarlak olarak şekillendirilirken dalgaları temsil eden çizgilerin evreni de temsil ettiği şeklinde de yorumlanır.

designmixer_223

Bitkiler ise Zen bahçelerine estetik katar. Çam ve bambu ağaçları Zen bahçelerinin en güzel tamamlayıcılarıdır. Japon akçaağaç ise yaşam çarkını sembolize eder. Çalı olarak da Pittosporum ve şimşir bahçeleri yaz kış yeşillendirir, yaprak dökmedikleri için bahçenin temiz ve düzenli kalmasını sağlar ve oldukça pratiktir.  Nemli iklimlerde oluşan yüzeyleri kaplayan yosunsu dokular ise Zen bahçelerinin önemli bir parçasıdır. Yeşillikler daha çok kenar ve köşelerde yer alır.  Suyun pozitif enerji getireceğine inanılır ve tüm Zen bahçelerinde önemli bir yeri vardır. Genellikle şelalemsi yukarıdan aşağı akan su ve bahçe çeşmeleri Yin’ i temsil eder. Pagoda ve Buda heykelleri de Zen bahçelerine çok yakışan, Uzak doğu kültürünü sembolize eden elemanlardir.

 

Pozitif enerjinin serbestçe dolaşmasını sağlayacak fiziksel ve ruhsal rahatlamayı sağlayacak açık alan çoktur. Kalabalık ve kargaşa yoktur.  Tüm bu özellikleri ile ruha huzur verirler. Zen bahçelerinin  o kadar rahatlatıcı bir etkisi vardır ki minyatür olanları da vardır. Minik tırmıkları, kumları ve taşları ile doğaya çıkmanın mümkün olmadığı anlarda dahi kısa bir meditasyon için fırsat verir. Fakat, tamda doğayı sonuna kadar solumak istediğim bu ilkbahar ayında mis gibi kokuların içinde, suyun sakinleştirici sesini arkamda duyarak, yürüyerek kumlarını tırmıkladığım gerçek boyutlarda bir Zen bahçesini tercih ettiğimi söylemeliyim.

design_mixer_14

design_mixer_13

design_mixer_12

design_mixer_11

design_mixer_10

design_mixer_09

zen garden

design_mixer_07

design_mixer_06

design_mixer_05

design_mixer_04

design_mixer_03

design_mixer_02

design_mixer_01

article published at Bast Home digital design magazine April issue

2015 Dekorasyon ve Renk Trendleri

•March 14, 2015 • Leave a Comment

designmixer_21

Şu bir gerçek ki her geçtiğimiz yıl trend kavramı sınırları daha da genişliyor. Günümüzde öyle bir yaşam tarzı söz konusu ki adeta daha az önemli olan hiç bir şey yok. Belki de önümüze sürülen binlerce seçenek arasından seçim yapmak çok zorken ruhsal durumumuza göre önceliklerimizi belirliyoruz. Bir gün sadelik, yalınlık, dingin renkler veya renkten uzak tonlar ile arınmak tarzımız iken bir diğer gün capcanlı renklere adeta susayabiliyoruz. Duygusal  dalgalanmalarımız, deneyimlemelerimiz ve yaşam şeklimiz ile tercihlerimizin de hızlı bir şekilde değişebileceğini gözlemliyoruz. İşte tam bu çeşitlilik zenginliğini yaşarken farklı tarzların bir araya getirilerek kullanılması da son dönemlerin en büyük trendi halini alıyor.

Bilgi ve paylaşımın yaşamımızda  geniş alternatifleri hızlı bir şekilde sunması tüketim ürünlerine ulaşmayı her zamankinden daha kolay hale getiriyor. Markasına ve vizyonuna güvenen her marka sosyal medyada ürünlerini iştah açıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Beğenmek öylesine durdurulamaz pozitif bir dürtü oluyor ki binlerce olumlu yorum ve paylaşımlar markalara ve tasarımcılara gerçek bir motivasyon oluyor.

designmixer_212

Bir taraftan tasarımcılar orijinal fikirler ile yeni ürünleri yaratmaya çalışırken hızlı yaşam şartlarından ve daralan alanlarından dolayı fonksiyonellik kavramına daha da fazla odaklanılıyor. İşte bu yüzden, doğru ürünün tasarlanma aşamasında sadece hayal gücü ve yaratıcılık değil yüksek üretim teknolojileriyle bu fikirleri birleştirebilmek ve hayata geçirebilmek önemli oluyor.  Dünyada çoğu başarılı ürün tasarımcısı da bu sebeple üretim konusunu en üst düzeyde çözümleyebilecek konularında uzmanlaşmış, markaların çatısı altında ürünlerini hayata geçiriyor.  Özellikle dünya mobilya ve aksesuar trendlerinde söz sahibi olan  Gubi, Normann Copenhagen, Hay, &tradition, Wastberg, Functionals, Ikea gibi markalarda bağımsız tasarım yapan, çok tasarımcılı kurumsal yapı karşımıza çıkıyor. Bu çağdaş tasarımcıların yanında markalar ikonlaşmış tasarımcıların ürünlerine de yeni koleksiyonlarında ayrıca yer veriyorlar.  Danimarka orijinli Gubi bu tarz yaklaşıma en iyi örneklerden biri. Greta M. Grossman, Mathieu Mategot, Jacques Adnet gibi modern tasarım tarihinde öne çıkan tasarımcıların ürünleri marka çatısı altında üretiliyor. Zamanlar ötesi kimliğe sahip bu ürünler hemen her trende sihirli bir şekilde kendini dahil edebiliyor aynı 2015 senesi trendlerinde olduğu gibi…

designmixer_213

Peki bu kadar çeşitlilik varken nasıl seçim yapıp, en trendy olana ulaşabiliriz?

Sizlere  2015 senesi için öne çıkan trendleri ana başlıkları ile şu şekilde özetleyebilirim:

  • Doğanın saflığını ve estetiğini içinde barındıran az işlenmiş ham malzemelerden yapılmış ürünler (Mermerin ana malzeme olarak kullanıldığı dekoratif ürünler, masa ve sehpalar, üfleme cam aydınlatmalar, masif ham ağaçtan mobilyalar)
  • Çizgisel formların öne çıktığı grafik kalitedeki fütüristik ürünler. Daha çok sehpa, sandalye, aksesuar ve aydınlatma elemanlarında bu tema tercih ediliyor. Güncel tasarım ürünlerinde olduğu kadar kültleşmiş mobilya veya obje tasarımlar,
  • Kusursuz metal ışıltıları ile zenginleştirilmiş ürünler. Özellikle dekoratif aksesuarlar ve mobilya detaylarında zarif bir şekilde ışıltı verme amacı ile dahil edilen pirinç, bronz malzemeler. Son zamanlarda her zamankinden daha da fazla trend olan metal sarkıt lambalar.
  • Yalın mekanlarda kullanılan etnik objeler ve beklenmeyen dekoratif obje ve mobilyalar ile yaratıcı mix yapma sanatı.

 

2015 Renk Trendleri ;

 

  • İştah uyandırıcı, hemen her rengin pastel tonlarını barındıran soft palet. Blush, nektarin, mint, gri mavi…

 

  • Erkeksi kömür renkleri, siyah, antrasit, lacivertin tonları.
  • Doğayı eve taşıyan dinlendirici yeşilin geniş renk skalası. Mobilya, aksesuar, duvar kağıdı ve halılar da yeşilin mavi ve lacivert ile kombin yapıldığı enerjisi yüksek mekanlar. Özellikle kadifenin ışığı farklı şekillerde yansıtmasından dolayı derinleşen tonlar ve sofistike görünüm.
  • Pantone’ nin 2015 senesinde dekorasyon trendlerine imzasını atan kırmızı kahve toprak tonu Marsala Pantone 18-1438.

Trendlere hemen her zaman dahil olan, vazgeçilmeyen  beyaz ve grinin tonları. Yalınlığın ve temizliğin habercisi, beraberinde kullanıldığında canlı renkleri ve  dokuları daha da öne çıkarma gücüne sahip  mükemmel beyaz…

 

GUBI_bord_01Marka: Gubi   Ürün adı: Aoyama   Tasarımcı: Paul Leroy

designmixer(2)Marka: Andtradition   Ürün adı: Mayor Sofa   Tasarımcı: Arne Jacobsen & Flemming Lassen

designmixer(30)Marka: Normann Copenhagen   Ürün adı: Box Table   Tasarımcı: Peter Johansen

designmixer(27)Marka: Normann Copenhagen   Ürün adı: Nyhavn Vase   Tasarımcı: Simon Legald

designmixer(22)Marka: Menu   Ürün adı: New Norm Bottle   Tasarımcı: Norm

designmixer(21)Marka: Menu   Ürün adı: Book Binder   Tasarımcı: Christoffer Martens

designmixer(23)Marka: Menu   Ürün adı: Norm Steel Clock   Tasarımcı: Norm Architects

designmixer(24)Marka: Menu   Ürün adı: Norm Steel  Stand Clock   Tasarımcı: Norm Architects

designmixer(25)Marka: Menu   Ürün adı: Yeh Wall Table   Tasarımcı: Kenyon Yeh

designmixer(4)Marka: Design by Us   Ürün adı: Ballroom   Tasarımcı: Design by Us Creative Team

designmixer(11)Marka: Gubi   Ürün adı: Beetle Brass Lounge Chair   Tasarımcı: Pierre Frey

designmixer(12)Marka: Gubi   Ürün adı: Beetle Brass Lounge Chair Velour Back   Tasarımcı: Pierre Frey

designmixer(5)Marka: Design by Us   Ürün adı: Pollish Mint   Tasarımcı: Design by Us Creative Team

designmixer(20)Marka: Menu   Ürün adı: Turning Table  Tasarımcı: Theresa Arns

designmixer(8)Marka: Diesel with Foscarini   Ürün adı: Glass drop   Tasarımcı: Diesel Creative Team

designmixer(6)Marka: Moroso   Ürün adı: Supernatural   Tasarımcı: Diesel Creative Team

designmixer(31)Marka: Normann Copenhagen   Ürün adı: Brick Cushion   Tasarımcı: Britt Bonnesen

designmixer16Marka: Gubi   Ürün adı: Ronde Pendant Lamp   Tasarımcı: Oliver Schick

designmixer(13)Marka: Gubi   Ürün adı: Pedrera Floor Lamp   Tasarımcı: Corsini & Ruiz Millet

designmixer(3)Marka: Andtradition   Ürün adı: Mayor Sofa   Tasarımcı: Arne Jacobsen & Flemming Lassen

designmixer(17)Marka: Gubi   Ürün adı: Turbo pendant mattwhite light   Tasarımcı: Louis Weisdorf

designmixer(18)Marka: Hay   Ürün adı: turbo s mattwhite light   Tasarımcı: Louis Weisdorf

Immagini 024Marka: Diesel with Moroso   Ürün adı: Overdyed Side Table   Tasarımcı: Diesel Creative Team

designmixer(28)Marka: Normann Copenhagen   Ürün adı: Stay Table   Tasarımcı: Jonas Wagell

designmixer(19)Marka: Hay   Ürün adı: Kaleido Mix   Tasarımcı: Hay Creative Team

designmixer(01)Marka: Andtradition   Ürün adı: Mayor Sofa   Tasarımcı: Arne Jacobsen & Flemming Lassen

designmixer(10)Marka: Bull&Stein   Ürün adı: Glazed Ceramic Apple   Tasarımcı: Lisa Pappon

designmixer(9)Marka: Functionals   Ürün adı: Lloyd pub table rust   Tasarımcı: Serener

designmixer(15)Marka: Gubi   Ürün adı: bl4   Tasarımcı: Robert Dudley Best

designmixer(26)Marka: Menu   Ürün adı: Bottle Grinders   Tasarımcı: Norm Architects

designmixer(32)Marka: Bull&Stein   Ürün adı: silverplated Ceramic apple   Tasarımcı: Lisa Pappon

 

Bu blogpost’ da adı geçen tüm ürünler addresistanbul da diseno mağazasında satılmaktadır.

The article was featured at Bast Home design magazine March issue..

Çin Yeni Yılı ve Şansın, Sevginin Sembolü Kırmızı

•February 19, 2015 • Leave a Comment

designmixer_20

Daha çok Sevgililer günü ile anılan Şubat ayını bu sene Çin Yeni Yılı ile anmayı tercih ediyorum. Çünkü, şahsen sevgililer gününün ticari amaçlar ile tüketildiği, en büyük sevginin ise sadece barış ve iyi niyet üzerinden filizlenip, büyüyebileceğini düşünmekteyim. Şans, mutluluk, dinamizm, canlılık ve sevgiye çağrışım yapan en uzun dalga boylu renk olan kırmızıyı ise kültürler ve inançlar arasında bir sevgi bağı oluşturması için bu ayki sayfalarıma Çin Yeni yılının sembolik rengi olarak dahil ediyorum.

designmixer_202

Güzel dileklerimizle karşıladığımız yeni yılımızın enerjisi daha henüz yüksekken, Çinliler için yeni yıl bu sene 19 Şubat’ da kutlanıyor. Dünyanın yaklaşık %20 lik nüfus yoğunluğuna sahip bu büyük toplum kendi öz kültürlerine ve inançlarına bağımlılıkları ile astrolojik takvimlerine göre 2015’ i Keçi yılı olarak adlandırarak yeni yılı tüm hızı ile karşılama hazırlıklarına çoktan başladılar başladı bile. Hemen dünyanın her bölgesine dağılmış  Çin nüfusu çeşitli şehirlerin sokaklarında, iç mekanlarında sergiledikleri tılsımlı dekorasyonları ile yeni yıllarını tüm dünya ile paylaşıyorlar. İyi şans ve güzel dileklerin simgeler, objeler  ve en önemlisi renkler ile sembollendiği kutlama çılgınlığı 19 Şubat ve onu takip edecek 1 hafta boyunca bahar festivalini süsleyecek çiçekler, dragonlar, desenler, fenerler, yazılar ve müzikler eşliğinde  devam ediyor. Bu dönemde adeta parlak, enerjisi en yüksek olan çok sevilen , pek değerli kırmızıya bulanıyor Çinli nüfusun hakim olduğu tüm coğrafyalar. Bu kültür ile %100 bağdaşan şansın, bereketin ve bolluğun sembolü olan kırmızı renk  işte bu yüzden Çin Yeni yılı Festival kutlamalarında baş tacı ediliyor.

designmixer_203

Kapıların yanlarına iyi dilekler için asılan yazılar, tavanlardan veya sokaklarda iplerden sarkan kırmızı kağıt fenerler, festival sırasında sokaklarda dans ederek dolaşan dragonlar, evin çeşitli bölgelerine dağılmış mobilya ve objeler, sevdiklerine kırmızı zarflarda yollanılan kutlama mesajları, o yıla ait Çin astrolojik takvimindeki hayvan sembolleri, hepsi gelecek senenin olumlu beklentilerinin kırmızıya boyanmış tılsımlı simgeleridir.  Kuşkusuz böylesine eğlenceli ve güzel duygular ile bezenen Şubat ayı Çinli olmasa dahi çoğu insanın hatta özellikle çocukların dikkatini çekiyor. Çocuklar için bu dönemde yapılacak çeşitli aktivitelerin ileride kendi gibi olmayan, farklı toplumların değerlerini anlayabilmeleri için iyi bir fırsat yaratacağı düşüncesindeyim. Kağıttan çeşitli dekoratif objeler, kuklalar yaratırken, onların lezzetlerini tadıp, sembollerini öğrenmeye çalışırken  yabancı bir kültürü de öğrenme fırsatı yakalamanın tatlı heyecanı ile büyülenebilir ve en güzel öğrenme motivasyonu meraklarını alevlendirirler. Rengin gücünü öğrenip onunla hayallerini boyayabilirler. Bu güzel ayda anlatılacak, paylaşılacak, öğrenilecek, sevilecek çok şey var gerçekten. Fırsattan istifade bende yine yeniden bu sefer de Çin Yeni Yılını kutluyorum… Sevgiler…

17

16

15

14

13

12

11

10

09

07

06

05

04

03

02

01This article was feautered at Bast Home February, 2015 issue.

 

Kültür Gezginlerinin Durağı Endülüs

•January 9, 2015 • Leave a Comment

designmixer_21

Dünya ne kadar geniş, siyasi sınırlar ne kadar kesin çizgiler ile belirlenmiş olursa olsun  tarih ve kültür hiç bir kalıba sığdırılamaz. Medeniyet tarihi boyunca fetih etme iç güdüsü ile yanıp tutuşan insanlık farklı coğrafyalarda kültürel izlerini bırakarak  yollarına devam eder. Hatta görünüm olarak tezat oluşturdukları bölgelerde sıra dışı bir sürpriz olarak karşılanırlar. Tıpkı tam da Avrupa’ nın göbeğinde bulunan İspanya’ nın  Endülüs bölgesinde olduğu gibi. Müslümanların 800 yıl kadar süren varlıkları ve 8.yy ile 15.yy arasında çeşitli şehirleri egemenlikleri altına almaları, dönemlerinde parlak bir medeniyete sahip olmaları izlerinin günümüze kadar taşınmasına sebep olmuş.

Endülüs bölgesine yapmış olduğumuz seyahat sırasında  sanat ve mimari de Roman, İslam, Hıristiyan, Barok, Gotik ve Rönesans stillerine ait müthiş bir kültürel sentez gözlemledim. Camilerden katedrallere dönüşen dini yapılar, Müslümanların cenneti tanımlarken  kurdukları bahçelerde, sonraki zamanlarda Hıristiyan egemenler  tarafından yapılarak  yükselen kraliyet ailesi heykelleri, Fas bölgesinden Emeviler tarafından transfer edilen  Afrika’ da Zelij,  İspanya da ise Azulejos olarak adlandırılan bugünde yoğun bir şekilde kullanılan dekoratif mozaik ile bezeme sanatı, 14. Ve 15. Yy da Hıristiyanlar tarafından  savunma amaçlı inşa edilen yüksek duvarlı ve kuleli Alkazar binalarının içinde yer alan Arap etkisindeki yapılar. Hepsi bu harmanlamanın sadece birer parçası.

Fas ile coğrafi ve iklim olarak benzerlikleri ise gerçekten şaşırtıcı. Benzer bitki örtüsü, Emevi  tarzı mimari ve  sokak yapıları ile birleşince neredeyse bir olacak kadar birbirine yakın. Sıcağın yakıcı etkisinde kaçmak için dip dibe duvarlar ile inşa edilmiş evler, ortada havuzlu avlular, demir kapılar arkasında çiçek bahçeleri, dapdar sokakları oluşturan birbirine gölge yapan evler, iç mekanları süsleyen rengarenk mozaikler Fas’ ın adeta bir devamı.

designmixer_20

Endülüs Emevilerin kendilerine merkez olarak belirlediği Kordoba uzun yıllar İslam egemenliğinde kaldığı için burada 600 kadar camii inşa edilmiş. Bugün Mequita (Mescit) olarak anılan cami ise halen dünyadaki en büyük e en eski camilerden biri olarak biliniyor. Etrafı dev duvarlar ile çevrili, revaklı bir avluya sahip binanın içinde tam 1293 adet sütun ve  çift katlı kemerler bulunmakta.  Kırmızı tuğla ve beyaz taşlar ile dev sütunlar üzerine inşa edilen, fildişi bezemeler ile süslenen devasa kompleks büyüleyici yapısı ile ilahi bir gücün varlığını kapıdan içeri adım atar atmaz hissettiriyor. Pirinç ve bronz  malzemeden işlenmiş dev kapılar, ahşap işlenmiş paneller ve pencereler ve duvarlardaki kufi yazılar ise  göz alıcı. Dünya kültür mirası olarak kabul edilen Kordoba Cami UNESCO tarafından koruma altına alınmış.

Endülüs seyahatimizin en keyifli duraklarından bir diğeri ise bizi portakal ağaçları ve yasemin kokuları arasında karşılayan şahane Sevillaydı. Şehrin tarihi merkezi ise birbirinden güzel sıra sıra avlulu evleri, dapdar sokakları, flamenko müziğinin güçlü tınıları, lezzetli tapas durakları ile rengarenk, capcanlı ve mutlu insanların kahkahalarının  yükseldiği bir bölge. Tam ortasında ihtişamlı Gotik tarzında Kraliyet katedrali, hemen yanında yer alan Alkazar Kraliyet Sarayı ve örümcek ağı gibi şehri sararak yayılan sokaklar.  Alkazar Kraliyet Sarayının içinde yer alan binaların  ilk defa yapımına 1181 yılında Müvahidler tarafından başlanmış.  Bu anlamda inşaa edilen binalar  Arap mimarisinin eşsiz örneklerinden biri. Daha sonra da zaman içerisinde  kraliyet sarayları binaları  eklenmiş. İçinde  ortası havuzlu üstü açık avlulu çeşitli amaçlar için inşa edilmiş yapılar bulunmakta.  Su kemerleri, havuzlar ve portakal, limon ağaçları barındıran bahçeler adeta 1001 gece masallarını anımsatmakta.  Geniş bir alana yayılan yapı kompleksi bugün aynı zamanda hanedan mensupları tarafından da kullanılıyor.

designmixer_19

Sevilla sokaklarında at nalı şeklinde kapılar, demir korumalı pencereler, belki de şimdiye kadar gördüğüm en detaylı ferforje balkonlar, evlerden sarkan hoş kokulu çiçekler, Arnavut kaldırımı taşlı yollar,  sıcacık insanlar hepsi bu güzel İspanyol şehrinde toplanmış. Bu tarihi bölgede Fas’ daki Riyadları anımsatan son derece konforlu lüks butik oteller de yer almakta. Hemen hepsi bölgeye imzasını atan kültürel ve sanatsal zenginlikleri dekoratif detaylar olarak içinde barındırmış, aynı zamanda çağdaş dekorasyon tarzı ile harmanlanmış.

İspanya’ nın şahsına münhasır bu çok özel bölgesi Endülüs için anlatılacak çok şey var.  Panoramik manzara da bunlardan biri. Belki de en etkileyici olanı Sevilla – Malaga arasında yer alan, 700mt yüksekliğinde kireçtaşı Kanyon üzerinde yükselen Ronda. Beyaz küp şekerleri gibi dağın üzerine sıralanmış  evler ve kiliseler Ernest Hemingway’ in Çanlar Kimin için çalıyor adlı eserine ilham olmuş. Boğa güreşleri ile tanınan bu kasaba bölgenin en  tipik coğrafyasına sahip bambaşka bir yerleşim yeri.

Kültür, tarih,  coğrafya, lezzet, eğlence ve estetik;  bu güzel seyahatimizde hepsinden güzel parçalar ve deneyimler bulduk. Bilmem daha fazla bir seyahatten ne bekleyebilirdik? Belki biraz daha fazla zaman ama durmak yok. Yeni görülecek keşfedilecek yerler var. Evet 2015 senesinde de her zaman ki yeni yıl dileğimi tekrarlıyorum “Bol seyahatli, bol keşifli, yepyeni kültürler ile tanışacağım bir yıl olsun”. Hepinize mutlu ve seyahat dolu bir sene diliyorum.

IMG_1812c

IMG_2159

IMG_2047

IMG_2014 2

IMG_1988

IMG_1980

IMG_1942

IMG_1934

IMG_1933

IMG_1888

IMG_1846

IMG_1818c

Ronda_andalucia

 

IMG_1812

IMG_1809

IMG_1807

IMG_1803

IMG_1736

IMG_1729

IMG_1725

IMG_1719

IMG_1718

IMG_1717

IMG_1713

IMG_1711

IMG_1709

IMG_1708

IMG_1707

IMG_1706

IMG_1659

IMG_1654

IMG_1636

IMG_1629

IMG_1621

IMG_1617

IMG_1606

IMG_1588

IMG_1580

IMG_1563

IMG_1551

IMG_1537

IMG_1531

IMG_1528

IMG_1522

IMG_1517

IMG_1514

IMG_1493

IMG_1489

 

 

 

Designmixer is at Maison Française design magazine

•December 5, 2014 • Leave a Comment

kapak

designmixer kurucusu Tijen Samuray Öztek maison Française Aralık sayısında

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 3,095 other followers

%d bloggers like this: